Kaleci velisi olmak, tribündeki diğer velilerden biraz farklıdır. Forvetin kaçırdığı pozisyon çabuk unutulur, kalecinin yediği gol ise skor tabelasında kalır. Çocuk bunu bilir ve tribüne baktığında sizin yüzünüzde ne gördüğünü uzun süre hatırlar. Genç kalecinin velisi maç günü ne yapmalı konusunu bu yüzden ayrıca ele almak gerekiyor. Aşağıdaki notlar, veli toplantılarımızda da sıkça konuştuğumuz başlıklardan derlendi.
Kalecinin velisi maç öncesinde ne yapmalı
Maçtan önceki akşam ve maç sabahı, çocuğun kendini hazır hissetmesi için en önemli zaman dilimidir. Burada velinin görevi baskı kurmak değil, sakin bir zemin hazırlamaktır.
- Çantayı çocuk hazırlasın. Eldiven, yedek eldiven, su şişesi, forma, tekmelik ve yedek çorap. Siz yalnızca kontrol edin; kendi çantasını hazırlayan çocuk sahaya daha hazır çıkar.
- Uyku düzenine dikkat edin. Maçtan önceki gece geç saatlere kadar ekran başında kalmak, ertesi günün dikkatini doğrudan etkiler.
- Tanıdık bir öğün verin. Maç günü yeni bir yiyecek denemenin zamanı değildir. Maçtan birkaç saat önce alışık olduğu, hafif bir öğün yeterlidir.
- Erken çıkın. Kaleci, oyunculardan farklı olarak ellerini, düşüşlerini ve yüksek topları ısıtmak zorundadır. Sahaya son dakika yetişen kaleci ısınmayı yarım bırakır.
- Yolda maçı konuşmayın. “Sakın gol yeme”, “Bugün çok önemli” gibi cümleler iyi niyetle söylense de yükü artırır. “İyi eğlen, sesini duyur” demek yeterlidir.

Maç sırasında: tribünden talimat vermeyin
Sahada çocuğa talimat veren tek bir ses olmalı, o da antrenörün sesi. Tribünden gelen “Çık!”, “Kal!”, “Uzaklaştır!” gibi komutlar, kalecinin kendi kararını vermesi gereken anda kafasını karıştırır. Kalecilik çok kısa sürede verilen kararlar üzerine kuruludur. O anda iki farklı ses duyan çocuk çoğu zaman yanlış karardan daha kötüsünü yapar ve kararsız kalır.
Kale arkası ayrı bir konu. Pek çok genç maçında veliler kale arkasında toplanır ve kaleciyle konuşur. Bu çocuğa destek gibi görünse de dikkatini oyundan koparır. Kale arkasında duracaksanız sessiz durun; daha iyisi tribüne geçin.
Maç boyunca beden diliniz de bir mesaj taşır. Gol yendiğinde elleri başa götürmek, arkanızı dönmek ya da hakemle tartışmak çocuğun gözünden kaçmaz. Kurtarışları, cesur çıkışları ve golden sonra toparlanmasını alkışlayın. Skor değil, çaba ödüllendirilsin.
Devre arası da çocuğa aittir. Tel örgünün kenarına gidip çocuğu çağırmak, su ya da yiyecek uzatmak, antrenörün devre arası konuşmasını bölmek demektir. İhtiyacı olan her şey çantasında olsun, devre arasını takımıyla ve antrenörüyle geçirsin.
Gol yendikten sonra: söylenecekler ve söylenmeyecekler
Maç içinde gol yendiğinde velinin yapabileceği en iyi şey nötr kalmaktır. Asıl mesele maçtan sonra başlar.
Söylemekten kaçınmanız gerekenler
- “O top tutulurdu.” Çocuk bunu ya zaten biliyor ya da henüz göremiyor; iki durumda da bu cümle ona bir şey öğretmez.
- “Neden çıkmadın?” Teknik ve taktik değerlendirme antrenörün işidir.
- Takımdaki ya da rakip takımdaki kaleciyle kıyaslama.
- “Bugün kaç gol yedin?” Kalecinin bütün maçını tek bir sayıya indirmek, çocuğa da kendini o sayıyla değerlendirmeyi öğretir.
- “Boş ver, savunma zaten berbattı.” Suçu başkasına yüklemek kısa vadede teselli eder, uzun vadede sorumluluk alma alışkanlığını zayıflatır.
Söyleyebilecekleriniz
- “Seni izlemek çok keyifliydi.”
- “Maçta en çok neyi sevdin?”
- “Golden sonraki kurtarışın çok iyiydi.” Somut ve olumlu bir ayrıntı, genel bir övgüden daha değerlidir.
- Hiçbir şey. Bazen en iyi cevap sessizce sarılmak ve çocuğun konuyu kendisinin açmasını beklemektir.
Maçla ilgili teknik konuşmayı ertesi güne bırakmanızı öneririz. Duygular yatıştığında çocuk hem daha rahat anlatır hem de daha kolay dinler. Çocuk bir hatayı kendisi açarsa, onu çözmeye çalışmak yerine dinleyin ve “Bunu antrenörünle konuşalım mı?” diye sorun.
Galibiyet günlerinde de ölçü aynıdır. Bir kalecinin değeri gol yemediği maçlarla ölçülmez; övgü de skora değil, çocuğun sahadaki tavrına ve çabasına bağlı kalsın.
Çocuğunuz yedek kulübesindeyse
Kalecilik, sahada aynı anda tek kişinin oynayabildiği bir mevkidir. Bu yüzden genç kalecilerin yedek kaldığı dönemler diğer oyunculara göre daha uzun sürebilir. Böyle bir günde çocuğa “Antrenör seni neden oynatmıyor?” diye sormak yerine, ısınmayı ciddiye almasını ve oyunu kulübeden izleyerek öğrenmesini teşvik edin. Yedek kaleci de takımın parçasıdır: Maç öncesinde ilk kalecinin ısınmasına yardım eder ve oyuna her an girebilecek şekilde hazır bekler. Forma kararına dair bir sorunuz varsa bunu çocuğun yanında değil, antrenörle baş başa konuşun.
Eve dönüş yolu ve sonrası
Eve dönüş yolu, çocuklar için maçın bir parçasıdır. Arabada maçın bir kez daha oynanması, özellikle kötü geçen günlerde çocuğun maçı geride bırakmasını engeller. Müzik açın, akşam yemeğini planlayın, başka bir şey konuşun.
Maçtan sonra su içmesine ve dengeli bir öğün yemesine dikkat edin. Islak ve soğuk bir günse kuru kıyafetlerle eve dönmesi, bir sonraki antrenmana sağlıklı çıkması için önemlidir. O akşam erken uyumak da toparlanmanın parçasıdır. Islak eldivenlerin çantada unutulmaması gibi küçük bir ayrıntı bile bir sonraki maçın hazırlığıdır.
Antrenörle iletişim
Maçla ilgili bir endişeniz varsa bunu saha kenarında, maçın hemen ardından değil, uygun bir zamanda ve baş başa konuşun. Akademimizde çocukların antrenman görüntüleri ve verileri elektronik ortamda paylaşılmaz; gelişim, veli toplantılarında yüz yüze ele alınır. Bu toplantıların konularından biri de “ideal sporcu velisi” olmaktır, çünkü sporcunun gelişiminde velinin rolü en az sahadaki antrenmanlar kadar belirleyicidir.
Veli toplantılarıyla ilgili ayrıntıları sıkça sorulan sorular sayfamızda bulabilir, aklınıza takılan her konu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.





